Nüfusun Yapısı ve Dağılışı
Nüfus ve Yerleşme
Sesli anlatım
Bu konunun seslendirmesi hazırlanıyor. Hazır olduğunda buradan dinleyebileceksin.
Nüfus konusunda ezberlediğin her sayı bir sonraki sayımda değişir, ama sayıların arasındaki ilişki değişmez — ÖSYM de tam olarak o ilişkiyi soruyor. Sana iki ilin nüfus yoğunluğu verilir, senden arazinin engebeli mi düz mü olduğunu çıkarman istenir. Ya da yaş gruplarının oranları verilir, senden ülkenin nereye doğru gittiğini söylemen beklenir. On sekiz soruluk Coğrafya bölümünde buradan çoğunlukla tek soru gelir; o tek soru da hesap değil yorum sorusudur. Formülü bilip formülün ne söylediğini duymayan öğrenci onu kaybeder. Formüller üç satır tutuyor. Asıl iş aralarındaki farkı görmekte.
Üç yoğunluk, üç ayrı soru
Nüfus yoğunluğu "bir alana kaç kişi düşüyor" demek. Ama hangi alana? Cevabı değiştirdiğin anda bambaşka bir bilgi elde ediyorsun ve sınav bu üçünü sürekli birbirinin yerine koyuyor.
- Aritmetik nüfus yoğunluğu, toplam nüfusun toplam yüz ölçümüne bölünmesidir; kilometrekare başına kaç kişi düştüğünü söyler.
- Fizyolojik nüfus yoğunluğu, toplam nüfusun tarım alanına bölünmesidir; paydadan dağı, gölü, bataklığı ve kayalığı atıp yalnız ekilebilen toprağı bırakır.
- Tarımsal nüfus yoğunluğu, tarımla uğraşan nüfusun tarım alanına bölünmesidir; hem payı hem paydayı daraltır.
Bu üçünü ayırmanın en temiz yolu şu soru: pay mı değişti, payda mı? Aritmetikten fizyolojiğe geçerken payda değişir — nüfus aynı kalır, alan daralır. Fizyolojikten tarımsala geçerken pay değişir — alan aynı kalır, nüfus daralır. Bu tek cümleyi bilen öğrenci üçünü bir daha karıştırmaz.
Şimdi asıl bilgiye gel, çünkü sınav formülü sormuyor, formüllerin arasındaki makası soruyor. Bir ilde aritmetik yoğunluk düşük ama fizyolojik yoğunluk yüksekse, o ilin toprağının çok azı tarıma açılabilmiş demektir. Yani arazi engebelidir. Hakkâri çevresi bunun tipik örneğidir. İki değer birbirine yakınsa, ilin toprağının neredeyse tamamı ekilebiliyor demektir; Konya ve Şanlıurfa gibi sade ovalarda makas dardır.
Aritmetik yoğunluğun neden kaba bir ölçü olduğunu da buradan anla. O hesap dağı, gölü, kayalığı ve bataklığı tarlaymış gibi paydaya yazar; bu yüzden bir yörenin insanı besleyip besleyemediğini söylemez. O soruya cevap veren ölçü fizyolojik yoğunluktur, çünkü paydadan işe yaramaz toprağı atar. Bir ülkenin beslenme kapasitesini karşılaştıracaksan bakacağın sayı odur.
Tarımsal yoğunluk da aynı araziyi başka yerden anlatır. Rize, Artvin ve Hakkâri'de tarım alanı dar, o dar alanda geçinmeye çalışan çiftçi ise çok; tarımsal yoğunluk yüksektir. Konya, Şanlıurfa ve Edirne'de tarla geniş, makine işi görüyor, tarımla uğraşan kişi başına düşen alan büyük; tarımsal yoğunluk düşüktür. Yüksek tarımsal yoğunluk zenginlik değil sıkışıklık göstergesidir. Doğu Karadeniz'in fındık bahçelerinde onlarca dönümlük tarla göremezsin.