Mudanya Ateşkesi ve Lozan Antlaşması

Kurtuluş Savaşı

Sesli anlatım

Bu konunun seslendirmesi hazırlanıyor. Hazır olduğunda buradan dinleyebileceksin.

Büyük Taarruz'dan sonra Türk ordusunun önünde iki hedef duruyordu: İstanbul ve Doğu Trakya. İkisi de alındı, ikisi için de tek kurşun atılmadı. Mudanya'nın tamamı bu cümlededir; imza 11 Ekim 1922'de atıldı. Dokuz ay sonra sıra Lozan'a geldi ve orada kazanılan şey toprak değil sıfattı — Türkiye artık bir devletti ve masadaki herkes bunu imzaladı. Sınav bu konuya iki kapıdan giriyor.

Birincisi Mudanya'nın savaşmadan kazandırdığı yerler. İkincisi, ki çok daha sık sorulanı, Lozan'da hangi meselenin çözüldüğü hangisinin sonraya kaldığıdır. Bu ayrımı kuramazsan buradan soru kaybedersin, çünkü çeldiriciler tam olarak oradan üretiliyor: Musul çözülmüş, kapitülasyonlar sonraya kalmış gibi gösteriliyor. İkisi de yanlış, ama şıkta gördüğün anda duraksamazsan yanlış da görünmüyor.

Mudanya: sekiz gün pazarlık, savaşsız kazanç

Görüşmeler 3 Ekim 1922'de Mudanya'da başladı. Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni Batı Cephesi komutanı İsmet Paşa temsil etti; karşısında İngiltere, Fransa ve İtalya vardı. Yunan temsilcisi Mudanya'daydı ama görüşme masasına oturmadı; ordusu Anadolu'da dağıldığı için çıkacak sonuca peşinen razıydı. İmza 11 Ekim 1922'de atıldı.

İtilaf Devletleri masaya iyi niyetten oturmadı. Büyük Taarruz'dan sonra Türk süvarileri Çanakkale ve İzmit çevresindeki tarafsız bölgenin kıyısına dayanmıştı ve İngiliz birlikleriyle çatışma çıkması an meselesiydi. Eylül 1922 boyunca süren bu gerginliğe Çanak Krizi denir. İngiltere savaşı göze aldı ama yanında kimse durmadı; Fransa ile İtalya kuvvetlerini bölgeden çekti, dominyonların çoğu asker göndermeyi reddetti.

Mustafa Kemal 28 Eylül'de birliklerine çatışmadan kaçınma emri verdiğini bildirip görüşme yeri olarak Mudanya'yı önerdi. Ateşkes, kazanılmış bir savaşın üstüne binen diplomatik baskıyla geldi. Mudanya'ya İstanbul Hükümeti'nin çağrılmaması da ayrı bir işarettir: İtilaf Devletleri artık Türkiye adına kimin konuştuğunu biliyordu.

Metin şunları söylüyordu. 14-15 Ekim gecesinden itibaren silahlı çatışma duracaktı. Yunan ordusu Doğu Trakya'yı on beş gün içinde boşaltıp İtilaf Devletleri'ne bırakacak, İtilaf da otuz gün sonra bölgeyi TBMM yönetimine devredecekti. İstanbul ve Boğazlar TBMM yönetimine geçecek, ancak kesin barış imzalanana kadar İtilaf askeri İstanbul'da kalacaktı. Türk ordusu barışa kadar Trakya'ya geçmeyecek, oradaki düzeni TBMM'nin göndereceği sekiz bin kişilik jandarma kuvveti sağlayacaktı.

Son maddeyi kayıp sayma. Asker geçirmeme şartı ilk bakışta taviz gibi durur, oysa karşılığında bölgenin yönetimi alınmıştır. Kazanılan toprağın kendisidir, o toprağa hangi üniformanın girdiği değil. TBMM'nin temsilcisi Refet Paşa 19 Ekim 1922'de İstanbul'a geldiğinde şehirde hâlâ işgal kuvvetleri duruyordu, ama şehri yöneten irade çoktan değişmişti.

Mudanya'nın kazancı sınavda madde madde sorulur: Doğu Trakya ile İstanbul ve Boğazlar savaşmadan kurtarıldı, Kurtuluş Savaşı'nın askerî safhası kapanıp siyasi safhası açıldı, Mondros Ateşkes Antlaşması geçersizleşti, İtilaf Devletleri masaya TBMM'yi oturtarak Ankara'yı muhatap kabul etti. İngiltere'de Lloyd George hükûmeti 19 Ekim 1922'de düştü; faturayı kesen Çanak Krizi'ni yönetme biçimiydi ve KPSS bu istifayı Mudanya'nın sonuçları arasında sayar.