Ordu ve Askerî Teşkilat

Osmanlı Kültür ve Uygarlık

Sesli anlatım

Bu konunun seslendirmesi hazırlanıyor. Hazır olduğunda buradan dinleyebileceksin.

Osmanlı ordusunu tek bir ordu sanarak bu konuya girersen tek soru çözemezsin. Üç ayrı yapı var ve üçünün de parası başka yerden geliyor. Kapıkulu hazineden üç ayda bir maaş alır. Eyalet askeri hiç maaş almaz; kendisine bırakılan toprağın vergisiyle geçinir. Donanma ise ikisinden de ayrı bir hesaptır. ÖSYM'nin bu konuya girdiği kapı da burasıdır: hangi asker kimden, nasıl besleniyor.

Terim kalabalığı seni korkutmasın — pençik, devşirme, ulufe, cülus, cebelü, azap, levent — çünkü her biri bir ihtiyacın karşılığında ortaya çıktı. Terimi tek başına ezberlersen bir hafta içinde unutursun. Hangi soruna çözüm olarak bulunduğunu bilirsen unutmazsın. Bu düzen Orhan Bey döneminden II. Mahmud'a kadar yaklaşık beş yüz yıl ayakta kaldı; 1826'da Yeniçeri Ocağı kaldırıldığında kapanan da odur.

Merkeze bağlı, sürekli, maaşlı bir güç neden gerekti

Kuruluş yıllarında elde bulunan düzenli kuvvet yaya ve müsellemlerdi. Orhan Bey döneminde kuruldular; yayalar yürüyen asker, müsellemler atlıydı. Sefer açılınca toplanır, sefer bitince kendilerine bırakılan toprağa dönerlerdi. Küçük bir beylik için fena olmayan bir düzendi.

Rumeli'ye geçilip fetih alanı büyüyünce bu düzen yetmemeye başladı. Devletin artık savaş açıldığında toplanmayı bekleyen değil, sürekli silah altında duran bir kuvvete ihtiyacı vardı. Dahası bu kuvvetin bağlılığı bir aşirete, bir uç beyine ya da bir toprağa değil doğrudan padişaha olmalıydı. I. Murad döneminde iki şart tek çözümde birleşti: Kapıkulu Ocakları. Kapıkulu, adı üstünde, "kapı"nın yani sarayın kuludur. Maaşını hazineden alır, kendi toprağı olmadığı için gelirini kimseye borçlu değildir. Bağlılığı doğrudan padişahadır.