Osmanlı Kuruluş Dönemi (1299-1453)

Osmanlı Siyasi Tarihi

Sesli anlatım

Bu konunun seslendirmesi hazırlanıyor. Hazır olduğunda buradan dinleyebileceksin.

Kuruluş dönemini padişah padişah ezberlemeye kalkarsan altı isimle yirmiye yakın savaş arasında kaybolursun. Oysa bu yüz elli dört yılın iskeleti tek cümlede duruyor: devlet batıda büyüdü, doğuda ise bir kez büyük bir hesaplaşmaya girdi ve o hesaplaşmada kendini on bir yıllığına kaybetti. Sırpsındığı, I. Kosova, Niğbolu, Varna, II. Kosova — hepsi Balkanlarda, hepsi zafer. Padişahın esir düştüğü tek savaş olan Ankara Savaşı ise Anadolu'da ve bir Türk hükümdarına karşı.

Bu ayrımı baştan kurarsan hangi savaşın hangi padişaha ait olduğunu şıkta ayıklayabilirsin. Sınav tarafından bakınca konu iki damardan sorulur. Birincisi savaş ve antlaşma zinciri, ikincisi kurumsal ilkler: ilk medrese, ilk düzenli ordu, ilk beylerbeylik, katılan ilk beylik, Haçlılara karşı ilk zafer. Bu ikinci damar daha çok soru üretir, çünkü tarih bilmeni değil hangi padişahın neyi başlattığını bilmeni ister.

Söğüt'teki beylik neden ayakta kaldı

Kuruluş yılı olarak 1299 kabul edilir; kaynaklar bu tarihte tam olarak ne olduğu üzerinde anlaşamaz ama sınavda tartışma yok, 1299 yazarsın. Osman Bey, Oğuzların Bozok kolundan Kayı boyunun başındaki Ertuğrul Gazi'nin oğluydu. Elindeki toprak Söğüt ve Domaniç dolayları, yani Anadolu Selçuklu'nun Bizans'a bakan ucu.

Asıl soru şu: aynı yıllarda Anadolu'da yirmiye yakın beylik varken neden bu tanesi büyüdü? Cevabın en güçlü parçası coğrafyadır. Osmanlı'nın tek Hristiyan komşusu Bizans'tı ve arkasında kendisiyle aynı dili konuşan beylikler duruyordu. Karamanoğulları gibi büyük beylikler birbirleriyle boğuşurken Osmanlı batıya yöneldi. Bu tercih hem gaza anlayışıyla meşruiyet kazandırdı hem de sırtını kimseye açık bırakmadı. Aynı sebeple Anadolu'da huzur arayan Türkmen nüfusu da bu uca akıyordu; Osmanlı sürekli asker devşirebilen tek beylikti.

Karşısındaki Bizans ise 1204'teki Latin işgalinden sonra belini doğrultamamıştı. Tekfurlar merkeze küskün, hazine boş, ordu ücretli askerlerden ibaretti. Osmanlı'nın işini kolaylaştıran son iki şey iskân siyaseti ve yerli halka gösterilen tutumdur. Fethedilen bölgeye Anadolu'dan konar-göçer aileler yerleştirilir, bunların geri dönmesi yasaklanırdı; toprak böylece bir daha elden çıkmazdı. Yerli halktan alınan vergi ise Bizans'ın aldığından hafifti. Köylü açısından değişen şey efendisinin adıydı ve yeni efendi daha az alıyordu.

Bir de beyliğin dışarıdan aldığı destek var. Âşıkpaşazade uç toplumunu dört zümreye ayırır: Gaziyan-ı Rum savaşan gaziler, Ahiyan-ı Rum şehirlerdeki esnaf ve zanaatkâr, Abdalan-ı Rum fetih bölgelerine yerleşen dervişler, Bacıyan-ı Rum ise kadınların örgütüdür. Buradaki tuzağı şimdi kapat: fetih bölgesine önden gidip halkı kazanan dervişler Gaziyan-ı Rum değil Abdalan-ı Rum'dur. Gaziyan kılıç tutan taraftır, Abdalan gönül alan taraf. Ahiler beyliğe lojistik ve zanaat gücü verdi, abdallar yeni toprakta manevi bir taban kurdu.