Siyasi Alanda İnkılaplar
Atatürk İnkılapları
Sesli anlatım
Bu konunun seslendirmesi hazırlanıyor. Hazır olduğunda buradan dinleyebileceksin.
Bu başlık altındaki her inkılap tek bir soruyu cevaplıyor: bu ülkeyi kim, hangi sıfatla yönetecek. Dört tarih var ve dördü sırayla birbirinin önünü açıyor. 1 Kasım 1922'de saltanat kaldırıldı, 13 Ekim 1923'te başkent Ankara oldu, 29 Ekim 1923'te rejimin adı kondu, 3 Mart 1924'te halifelik kaldırıldı.
ÖSYM bu konuyu "saltanat ne zaman kaldırıldı" diye sormaz; sırayı, gerekçeyi ve hangi adımın hangi engeli ortadan kaldırdığını sorar. Aralarda iki anayasa duruyor, 1921 ve 1924, ve bu ikisinin karşılaştırması tek başına soru olur. Şu cümleyi baştan tut: saltanat gövdeydi, hilafet gölgeydi. Önce gövde alındı; gölge on altı ay daha durdu.
Saltanat neden ilk sırada kaldırıldı
Kararı tetikleyen şey bir ilke tartışması değil, bir davetiyeydi. Mudanya Ateşkesi'nden sonra toplanacak barış konferansına İtilaf Devletleri hem Ankara'yı hem İstanbul'u çağırdı. İstanbul'daki sadrazam Tevfik Paşa, Ankara'ya telgraf çekip konferansa ortak bir heyetle gidilmesini önerdi. Ankara için bu, savaşı kazanan meclisin masaya kendi adına değil, yenilmiş bir hükümetle yan yana oturması demekti.
Türkiye'yi bir masada iki ağız temsil edemezdi. 1 Kasım 1922'de Türkiye Büyük Millet Meclisi 308 sayılı kararı kabul etti ve saltanata son verdi. Kararın hukuk tekniği sınavın sevdiği yerdir: saltanat ile halifelik birbirinden ayrıldı, saltanat kaldırıldı, halifelik makam olarak bırakıldı. Böylece hanedanın siyasi yetkisi bitti, dinî sıfatı durdu. Kararın hükmü ayrıca 16 Mart 1920'den, yani İstanbul'un resmen işgal edildiği günden itibaren geçerli sayıldı; meclis, İstanbul hükümetinin o tarihten sonraki bütün işlemlerini yok saydı.
Peki halifelik neden aynı gün kaldırılmadı? Çünkü kaldırılamazdı. Meclisin içinde bile hilafeti savunan geniş bir kanat vardı ve bir cephede kazanılmış bir savaşın hemen ardından ikinci bir cephe açmanın anlamı yoktu. Mustafa Kemal'in yöntemi bu konu boyunca aynıdır: engeli tek hamlede değil, sırayla kaldır.
Sonuç hızlı geldi. Kararın ertesinde Tevfik Paşa kabinesi 4 Kasım 1922'de istifa etti ve İstanbul'da hükümet diye bir şey kalmadı; Lozan'a Türkiye adına yalnızca TBMM'nin heyeti gitti. Son Osmanlı padişahı Vahdettin 17 Kasım 1922'de İngiliz zırhlısı Malaya ile ülkeden ayrıldı. Ertesi gün TBMM, Abdülmecid Efendi'yi yalnızca halife sıfatıyla seçti — padişah değil, halife.
Burada bir ayrım yap: hanedanın dinî sıfatı sürdü ama devleti sürmedi. Altı yüz yılı aşan Osmanlı Devleti hukuken 1 Kasım 1922'de, saltanatın kaldırıldığı gün sona erdi; 18 Kasım'daki halife seçimi devletin sonu değil, o sıfatın devamıdır. Millî egemenliğin önündeki en büyük engel de 1 Kasım'da kalkmış oldu.