Soğuk Savaş Dönemi ve Türkiye

Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi

Sesli anlatım

Bu konunun seslendirmesi hazırlanıyor. Hazır olduğunda buradan dinleyebileceksin.

Türkiye Batı bloğuna ideolojik yakınlıktan girmedi. 1945'te Sovyetler Birliği Ankara'dan iki şey istedi — doğudaki Kars ile Ardahan'ı ve Boğazlarda ortak üs — ve Türkiye cumhuriyetin kuruluşundan beri sürdürdüğü denge siyasetini o gün bıraktı. ÖSYM'nin bu konudaki en sevdiği soru tam buradan çıkar: "Türkiye'nin Batı bloğunda yer almasının nedeni nedir?" Cevap Truman Doktrini değildir; Truman Doktrini'ni doğuran Sovyet talepleridir.

İkinci sık soru da şu: Türkiye'yi NATO'ya alan şey başvuru değil, Kore'de dökülen kandır — Türkiye 1950'de iki kez başvurdu, ikisi de reddedildi. Dışarıdaki kurumlar zinciriyle içerideki rejim değişimini ayrı ayrı çalışma. İkisi tek düğümde birleşiyor: Kore'ye asker gönderme kararını alan iktidarla 27 Mayıs'ta devrilen iktidar aynıdır.

Silahsız ama gerçek bir savaş

İki devlet birbirine tek kurşun sıkmadan savaşırsa buna Soğuk Savaş denir. 1945'te Almanya çökünce ortada iki güç kaldı: Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyetler Birliği — sınavda SSCB kısaltmasıyla da karşına çıkar. İkisi de doğrudan bir savaşı göze alamadı; yeni bitmiş bir dünya savaşının ardından ikisinin de ordusu ve ekonomisi böyle bir şeyi kaldıramazdı.

Nükleer dehşet dengesini bu tabloya sonradan ekle, baştan değil. Atom bombası 1949'a kadar yalnızca Amerika'nın elindeydi; Sovyetler ilk denemesini 29 Ağustos 1949'da yaptı. Yani aşağıda okuyacağın Berlin ablukasını ve NATO'nun kuruluşunu "iki tarafın da nükleer silahı vardı" diye açıklarsan tarihi ters çevirmiş olursun. O yıllarda tek nükleer güç Amerika'dır. İki taraf da doğrudan çarpışmak yerine ittifak kurdu, silah yığdı, üçüncü ülkelerdeki kavgalara para ve asker verdi. Sıcak çatışma hep başkasının toprağında oldu.

Ayrışmanın ilanı 5 Mart 1946'da geldi. Churchill, Amerika'nın Fulton kentinde yaptığı konuşmada Avrupa'nın ortasına bir "demir perde" indiğini söyledi. Bir yıl sonra perdenin batı tarafı kendi düzenini kurmaya başladı.

12 Mart 1947: Truman Doktrini. Amerikan başkanı kongreden Yunanistan ve Türkiye için 400 milyon dolar istedi; bunun 300 milyonu Yunanistan'a, 100 milyonu Türkiye'ye ayrıldı. Kongrenin mayısta onayladığı paket hem askerî hem ekonomik yardım içeriyordu, ama Türkiye'ye gelen kısım ağırlıklı olarak askerîydi.

Amaç açıkça söylenmişti — komünizmin yayılmasını durdurmak. 5 Haziran 1947: Marshall Planı. Dışişleri bakanı George Marshall, Harvard'da yaptığı konuşmada savaşta yıkılan Avrupa'nın ekonomik olarak ayağa kaldırılmasını önerdi. Türkiye de plana dâhil edildi ve yardımı yürütmek için 1948'de Avrupa Ekonomik İş Birliği Teşkilatı kuruldu; Türkiye kurucu üyeleri arasındadır.

Doğu bloğu boş durmadı. 1947'de komünist partileri koordine eden Kominform, 1949'da da Karşılıklı Ekonomik Yardımlaşma Konseyi, yani COMECON kuruldu — COMECON'u Marshall Planı'nın doğudaki karşılığı olarak aklında tut. Aynı yıllarda Berlin patladı. Sovyetler 24 Haziran 1948'de Batı Berlin'e giden kara ve demir yollarını kapattı; Batılılar şehri on bir ay boyunca uçakla besledi ve abluka 12 Mayıs 1949'da kaldırıldı. Sonuç Almanya'nın ikiye bölünmesi oldu: batıda Federal Almanya, doğuda Demokratik Almanya. Şehrin ortasına duvarın örülmesi ise 1961'i bulacaktı.

Abluka sürerken 4 Nisan 1949'da Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü, yani NATO on iki devletin imzasıyla kuruldu. Doğu bloğunun cevabı altı yıl gecikti: Batı Almanya NATO'ya alınınca Sovyetler 14 Mayıs 1955'te Varşova Paktı'nı kurdu. İki askerî blok karşılıklı dizildi ve Avrupa'nın bu bölünmüşlüğü 1989'da Berlin Duvarı açılana kadar sürdü.

Bloklara girmek istemeyenler de vardı. 18-24 Nisan 1955'te Endonezya'nın Bandung şehrinde toplanan 29 Asya ve Afrika ülkesi sömürgeciliğe karşı çıktı ve iki bloğun dışında durma çizgisini savundu. Bandung, 1961'de Belgrad'da resmen kurulan Bağlantısızlar Hareketi'nin başlangıcıdır. Türkiye konferansa katıldı ama bağlantısızlık tarafında değil, Batı ittifakını savunan tarafta durdu.