XVII. Yüzyıl — Duraklama Dönemi

Osmanlı Siyasi Tarihi

Sesli anlatım

Bu konunun seslendirmesi hazırlanıyor. Hazır olduğunda buradan dinleyebileceksin.

Duraklama adı seni yanıltmasın. Osmanlı bu yüzyılda yerinde saymadı; hem topraklarının en geniş hâline ulaştı hem de ilk büyük kaybını verdi. 1672'de Lehistan'la imzalanan Bucaş Antlaşması batıda en geniş sınırı çizdi, aynı yüzyıl kapanırken 1699 Karlofça'yla Macaristan elden çıktı. Arada yirmi yedi yıl var. Duraklamayı haritanın küçülmesi diye okuma; kazanmanın maliyeti karşılamaz hâle gelmesi diye oku.

Dönemin başlangıcında kaynaklar ayrılıyor: bir bölümü Kanuni'nin öldüğü 1566'yı, bir bölümü Sokullu Mehmet Paşa'nın öldürüldüğü 1579'u alır. Sınavda 1579-1699 kabul edilir, sen de o aralıkla çalış. Bu konuyu tek bir anlatı gibi ezberleyemezsin; ayrı yığınlar hâlinde öğreneceksin: duraklamanın nedenleri, cephe cephe antlaşmalar, isyanlar ve ıslahatlar.

Duraklamanın iç nedenleri

Her şey tahttan başlıyor. Şehzadeler eskiden sancağa çıkar, taşrada vali gibi yönetir, devleti işin içinde öğrenirdi. Sancağa çıkan son padişah III. Mehmet'tir; I. Ahmet'ten itibaren şehzadeler sarayda kafes denilen dairelere kapatıldı. Aynı dönemde kardeş katli yerine ekber ve erşed usulü geldi: hanedanın en büyük ve en olgun erkeği tahta çıkacaktı. Niyet taht kavgasını bitirmekti, sonuç başka oldu. Kırk yılını dört duvar arasında geçirmiş bir adam, çıktığı gün imparatorluk yönetiyordu.

Sonucu yaşlara bak, anla: IV. Murat 1623'te on bir yaşında, IV. Mehmet 1648'de yedi yaşında tahta oturdu. Padişah çocuksa devleti valide sultanlar, saray ağaları ve sadrazamlar yönetir. Boşluğu görenler de yeniçeri ocağı ile ulema oldu. Bu ikisi XVII. yüzyılda padişah indirip çıkaran bir güce dönüştü — 1622'de Genç Osman öldürüldü, 1648'de Sultan İbrahim tahttan indirilip boğduruldu.

Ulemanın nasıl işin içine girdiğini de bil, çünkü tek başına sorulur. Bir padişahı tahttan indirmek için şeyhülislamın fetvası gerekiyordu; ilmiye sınıfı bozulunca o fetva bir hukuk kararı olmaktan çıkıp bir siyaset aracına döndü. İlmiye niçin bozuldu? Müderrislik ve kadılık gibi görevler liyakatle değil kayırmayla dağıtıldı, hatta ulema çocuklarına daha beşikteyken rütbe bağlandı — kaynaklarda bunlara beşik uleması denir. Medresede okumadan payeye ulaşan bir sınıfın devleti denetlemesi beklenemezdi.

Ordunun iki ayağı da aynı yıllarda çürüdü. Tımar sistemi savaşta yararlılık gösterene toprak vermek üzerine kuruluydu; dirlikler saraydan tanıdığı olanlara, sonra da peşin para veren mültezimlere dağıtılmaya başlandı. Toprağını kaybeden sipahi cepheye asker götüremedi, eyalet ordusu eridi. Devşirme tarafında ise kanun açıktı: Kapıkulu'na dışarıdan adam alınmayacaktı.

Yasak delindi, ocağa devşirme olmayanlar, esnaf çocukları, komutanların akrabaları doldu. Yeniçeri evlendi, kışladan çıktı, dükkân açtı. Kanuni döneminde on iki bin dolayında olan yeniçeri sayısı XVII. yüzyılda elli bine dayandı. Sayı arttı, savaşan azaldı; maaş yükü arttı, alınan kale azaldı.

Coğrafi keşiflerle ticaret yolları okyanuslara kayınca gümrük geliri düştü. Amerika'dan Avrupa'ya akan ucuz gümüş Osmanlı piyasasına girdi ve akçe değer kaybetti. Tımarın yerini alan iltizam usulünde mültezim vergiyi peşin ödüyor, sonra köylüden fazlasıyla çıkarıyordu. Savaşlar uzayınca hazine askerin ulufesini ayarı düşürülmüş parayla ödemeye başladı — bu tek cümle, birazdan göreceğin isyanların yarısının sebebidir.