Bilişsel ve Sosyal Öğrenme Kuramları

Öğrenme ve Gelişim

Sesli anlatım

Bu konunun seslendirmesi hazırlanıyor. Hazır olduğunda buradan dinleyebileceksin.

Davranışçılar öğrenciye dışarıdan bakar: uyaran girdi, davranış çıktı. Bu başlıktaki kuramlar kutunun içine girer. Öğrenci bilgiyi nasıl alıyor, nerede tutuyor, neden unutuyor, başkasına bakarak nasıl öğreniyor? Kuramlar farklı yerlerden başlasa da sınavda aynı biçimde gelir: bir sınıf durumu anlatılır ve hangi kuramın hangi kavramının örneği olduğu sorulur. Beş ad taşıyacaksın aklında: bellek için bilgi işleme modeli, kavrayış için Gestalt, model alma için Bandura, anlamlı öğrenme için Ausubel, öğretim olayları için Gagné.

Bu başlığın içindeki en kalıcı ayrım şudur: bilgi işleme belleğin yapısını, Gestalt kavrayışın niteliğini, Bandura öğrenmenin kaynağını anlatır. Üçü de aynı soruya farklı cevap verir.

Bilgi işleme: bellek üç depodan oluşur

Bilgi işleme modeli zihni bir bilgisayara benzetir. Bilgi girer, işlenir, saklanır, gerektiğinde çağrılır. Model, Atkinson ve Shiffrin'in 1968'de önerdiği yapıya dayanır ve bellek üç depodan oluşur.

  • Duyusal kayıt, çevreden gelen uyaranı çok kısa süre, saniyenin kesirleri ile birkaç saniye arasında, olduğu gibi tutar. Kapasitesi geniştir ama izler hızla siler. Dikkat edilmeyen bilgi buradan geçemez.
  • Kısa süreli bellek, dikkat edilen bilginin geldiği çalışma alanıdır. Bu yüzden çalışma belleği adıyla da anılır. Kapasitesi sınırlıdır ve süresi saniyelerle ölçülür; kaynaklarda 15–30 saniye civarı verilir. Tekrar yapılmazsa bilgi kaybolur.
  • Uzun süreli bellek, bilginin kalıcı depolandığı yerdir. Kapasitesi sınırsız sayılır. Kısa süreli bellekten oraya geçişi sağlayan şey anlamlandırma, ilişkilendirme ve tekrardır.

Miller 1956'da kısa süreli belleğin kapasitesini yaklaşık yedi artı eksi iki öğe olarak belirledi; kaynaklarda beş ile dokuz arası da geçer. "Öğe" harf, rakam ya da sözcük olabilir. Bu sınır öbekleme (chunking) ile genişletilir: dağınık öğeleri anlamlı gruplara bağlarsın. 1071145312991923 gibi on altı rakamı hatırlamak neredeyse imkânsızdır.

Ama 1071, 1453, 1299, 1923 diye dört öbeğe ayırırsan ve bunların bildiğin dört tarih olduğunu görürsen iş kolaylaşır; on altı öğe dört öğeye inmiştir. Öğretmen konuyu üç dört ana başlığa ayırıp her birinin altına örnekleri sıraladığında, öğrencinin çalışma belleğini aşırı yüklemeden öğretmiş olur.

Bu sınır öğretmenin işini doğrudan belirler. Bir slayta on beş madde yazan, aynı anda dört yeni kavram tanıtan öğretmen, öğrencinin çalışma belleğini taşırır; öğrenci hiçbirini uzun süreli belleğe geçiremez. Bilgiyi küçük parçalar hâlinde vermek, her parçadan sonra durup örnek çözdürmek ve görsel ile sözlü anlatımı birbirini tamamlayacak biçimde kullanmak bu sınıra saygı gösterir. Dikkat de bu depoların kapısıdır: duyusal kayıttan kısa süreli belleğe yalnızca dikkat edilen bilgi geçer, bu yüzden dersi dikkat çekerek açmak işin ilk adımıdır.

Uzun süreli bellek de kendi içinde ikiye ayrılır. Bildirimsel bellek söze dökülebilen bilgidir ve iki türü vardır: anlamsal bellek genel bilgileri taşır ("Ankara başkenttir"), olaysal bellek kişinin yaşadığı olayları taşır ("geçen yaz o gölde yüzmüştüm"). İşlemsel bellek ise nasıl yapılacağını bilmektir: bisiklete binmek, kalem tutmak. Bildirimsel bilgiyi anlatabilirsin, işlemsel bilgiyi çoğu zaman anlatamazsın, yaparsın.

Craik ile Lockhart'ın 1972'de ortaya koyduğu işlem düzeyi yaklaşımı bilgi işlemenin tamamlayıcısıdır. Bellekte kalıcı olan, bilginin ne kadar derin işlendiğidir. Sözcüğün yazılışına bakan yüzeysel işlem zayıf iz bırakır, anlamını düşünen ve kendi yaşamıyla ilişkilendiren derin işlem güçlü iz bırakır. Sınıfta karşılığı basit: ezberletmek yerine örnek düşündürmek ve açıklatmak.