Anlatıcı, Üslup ve Metin Türleri

Paragraf

Sesli anlatım

Bu konunun seslendirmesi hazırlanıyor. Hazır olduğunda buradan dinleyebileceksin.

Bir paragrafa iki soru sorulur: Ne anlatıyor, nasıl anlatıyor. Ana düşünce soruları birincisiyle uğraşır, bu konu ikincisiyle. Anlatan kim, olaya içeriden mi dışarıdan mı bakıyor, yazar övüyor mu alay mı ediyor, bu parça bir makale mi yoksa bir deneme mi?

TYT'de bunlar "Bu parçanın anlatıcısı hakkında…", "Yazarın tutumu…", "Bu parça hangi türe aittir?" ve "Bu parçanın dili ve anlatımıyla ilgili hangisi söylenemez?" kalıplarıyla gelir. Hepsinin ortak yanı şu: Cevap yorumda değil, metindeki izde saklıdır. Şıkta yazan özelliği metinde parmağınla gösterebiliyorsan şık doğrudur. Bu yüzden her özelliğin metinde neye benzediğini bilmen gerekiyor.

Anlatıcıyı fiilin kişisinden yakala

Öyküleyici bir parçada ilk iş fiillere bakmaktır. Fiiller birinci kişiyle çekimliyse ("indim", "baktım") anlatan olayın içindedir. Üçüncü kişiyle çekimliyse ("indi", "baktı") dışındadır. Bu ayrım seni anlatıcı türlerine götürür.

Kahraman anlatıcı olayı yaşayan kişidir ve birinci kişiyle konuşur. Yalnız kendi gördüğünü ve düşündüğünü bilir. "Vapur Kadıköy'e yanaşırken cebimdeki bileti aradım, bulamadım. Görevli gülümseyerek geçmemi işaret etti." Anlatıcı görevlinin neden güldüğünü bilmiyor; bu yüzden "işaret etti" der, "acıdığı için işaret etti" demez.

Gözlemci anlatıcı üçüncü kişiyle anlatır ve olaya dışarıdan, kamera gibi bakar. Kahramanların iç dünyasına girmez, yorum yapmaz: "Ayşe vapurdan indi, cebini yokladı. Görevli bir şey söyledi, Ayşe başını salladı." Ayşe'nin ne hissettiğini bilmiyoruz.

İlahi bakış açılı anlatıcı, diğer adıyla hâkim ya da tanrısal bakış açısı, üçüncü kişiyle anlatır ama her şeyi bilir. Kahramanın geçmişini, korkusunu, niyetini bilir; yorum yapar: "Ayşe, bileti bilerek evde bıraktığını kimseye söylemeyecekti. Yıllar önce babası aynı iskelede ona pahalı bir ders vermişti. İnsan bazen unutmayı seçer."

Bazı kaynaklar dördüncü bir ad kullanır: tanık anlatıcı. Birinci kişiyle konuşur ama anlattığı olay başkasının başından geçer. "Ayşe'yi o gün iskelede ilk kez gördüm; ne düşündüğünü hiçbir zaman öğrenemedim." Şıkta "birinci kişi ağzından anlatılmıştır" yazıyorsa kahraman da tanık da buna uyar.