Fiil, Fiilimsi ve Çatı
Sözcük Türleri
Sesli anlatım
Bu konunun seslendirmesi hazırlanıyor. Hazır olduğunda buradan dinleyebileceksin.
"Gelen" bir fiil mi? Kökü fiil, içinde bir iş var, ama "Gelen kazanır." cümlesinde çekimli değil; bir kişiyi anlatıyor. Fiilimsi tam bu sınırda doğar ve konunun en çok karıştırılan yeri de burasıdır: Fiilden türeyen bir sözcük ne zaman hâlâ fiildir, ne zaman isim, sıfat ya da zarf olmuştur? Konu üç katlı bir bina gibi düşünülebilir. Birinci katta fiilin kendisi var: anlamı, kipi, kişisi, ek fiille kurduğu birleşik zamanlar.
İkinci katta fiilden doğup başka türün işini gören fiilimsiler duruyor. Üçüncü katta çatı, yani fiilin nesneyle ve özneyle kurduğu ilişki var. TYT üç kattan da soru sorar, ama soru hep aynı yöne bakar: Altı çizili sözcüklerden hangisi fiilimsi değildir, yüklemin çatısı nedir, hangi cümlede kip kayması vardır.
Fiil: iş, oluş ve durum
Fiil, diğer adıyla eylem, bir iş, oluş ya da durum bildiren ve kip ile kişi ekleriyle çekimlenen sözcüktür. "Kırdım, kıracaksın, kırmalıyız" aynı kökün üç ayrı çekimidir. Kip fiile zaman ya da dilek anlamı katar, kişi eki de işi yapanı gösterir. Kişi ekleri iki seri hâlinde gelir. Görülen geçmişte ve dilek-şartta "geldim, gelsem" gibi kısa seri, öbür kiplerde "geliyorum, gelirsin" gibi uzun seri kullanılır.
Fiiller anlamlarına göre üçe ayrılır ve ayrımın ölçüsü basittir. İş fiilleri, kılış fiilleri de denir, öznenin isteyerek yaptığı işi anlatır: kırmak, yazmak, koşmak, gitmek. Nesne alıp almaması ölçü değildir: "onu kırdı" denir, "koştu" geçişsizdir ama ikisi de iş fiilidir. Durum fiilleri öznenin içinde bulunduğu hâli anlatır ve nesne almaz: uyumak, oturmak, yatmak.
"Onu uyudu" diye bir cümle yoktur. Oluş fiilleri öznede zamanla, çoğu zaman kendiliğinden gerçekleşen bir değişimi anlatır: sararmak, büyümek, acıkmak, yaşlanmak. "Ekim ayında yapraklar sarardı." cümlesinde yaprakların yaptığı bir şey yoktur, bir hâlden öbürüne geçmişlerdir.