Edatlar (Prepositions)
Dil Bilgisi
Sesli anlatım
Bu konunun seslendirmesi hazırlanıyor. Hazır olduğunda buradan dinleyebileceksin.
"Bu konuya bağlı" demek istiyorsun ve İngilizce kurmaya çalışıyorsun: "It depends ... this." Boşluğa ne koyacaksın? Türkçede "-e" eki olduğu için aklına to gelir, ama doğrusu depend on'dur. İşte edat bilgisinin bütün meselesi bu: Türkçedeki ekin İngilizcedeki karşılığı çoğu zaman tahmin ettiğin edat değildir. Edat (preposition), bir isim ya da zamirin cümledeki başka bir sözcükle ilişkisini gösteren sözcüktür ve İngilizce her fiilin, sıfatın ve ismin hangi edatı seveceğini ayrı ayrı belirler. Bu yüzden edat bilgisi kural değil kalıp bilgisidir. Çözüm yolu da ona göre kurulur: Boşluktan önceki sözcüğe, boşluktan sonraki öbeğe ve ikisinin birlikte oluşturduğu kalıba bakarsın.
Fiil + edat kalıpları
Her fiilin yanında yaşadığı bir edat vardır. Kalıbı Türkçe anlamıyla birlikte öğrenirsen hafızada daha iyi kalır.
- "Crop yields depend on rainfall." Ürün verimi yağışa bağlıdır; rely on da aynı edatla "güvenmek, dayanmak" demektir.
- "The committee consists of nine members." Komite dokuz üyeden oluşur; of burada "-den" anlamındadır.
- "Regular exercise contributes to good health." Düzenli egzersiz sağlığa katkıda bulunur.
- "Several factors account for the decline." Birkaç etken düşüşü açıklar; account for aynı zamanda bir oranı oluşturmak anlamına da gelir.
- "Poor planning led to the delay." Kötü planlama gecikmeye yol açtı.
- "Many workers suffer from back pain." Birçok işçi bel ağrısı çekiyor; benzer şekilde benefit from "-den yararlanmak" demektir.
Bunlara cope with ve deal with'i de ekle: "The hospital copes with emergencies quickly." Hastane acil durumlarla hızla başa çıkar. Burada with, Türkçedeki "ile" ekinin yerini tutar ama her "ile" with değildir; "ile" bazen by olur ("travel by train", trenle yolculuk etmek).
Aynı fiil farklı edatlarla farklı anlamlar kazanır. "Look for" aramaktır, "look after" bakmaktır, "look into" araştırmaktır. "Agree with" bir kişiyle ya da görüşle aynı fikirde olmak, "agree to" bir öneriyi kabul etmek, "agree on" bir konuda anlaşmaya varmaktır: "The parties agreed on a date." Taraflar bir tarih üzerinde anlaştı. Boşluktan sonra gelen öbek kişi mi, öneri mi, konu mu diye bakarsan edatı bulursun.
Bir yanlış alışkanlığı baştan kır. Türkçede fiilin nesnesine ek getirmeye alışkın olduğun için İngilizcede de araya edat koymak istersin. Oysa bazı fiiller edat almaz: "discuss the problem" doğrudur, "discuss about the problem" yanlıştır. Aynı şey "reach Ankara", "enter the room" ve "marry her" için de geçerlidir. Edatsız fiili edatlı yazan şık çoğu zaman çeldiricidir.