Modals ve Yardımcı Fiiller

Dil Bilgisi

Sesli anlatım

Bu konunun seslendirmesi hazırlanıyor. Hazır olduğunda buradan dinleyebileceksin.

Türkçede bir fiile "-meli", "-abilir", "-mış olmalı", "-malıydı" eklerini takarak yargı bildirirsin. İngilizcede aynı işi kipler (modals) yapar: can, could, may, might, must, should ve arkadaşları. Fiilin kendisi değişmez, yalnız önüne bir kip gelir ve cümlenin söylediği şey bir yargıya dönüşür. "She works" bir olgudur; "She must work", "She may work", "She should work" ise üç ayrı yargıdır.

YDS bu konuyu tanımla sormaz. Cümle verir, boşluğa hangi kipin geleceğini sorar ve cümlenin devamında kipi belirleyen bir ipucu bırakır. Bu yüzden kipleri işlevlerine göre grupla ve her grubun ipucunu tanı.

Kipi işleviyle öğren

Altı işlevi bil, çünkü sorular bir kipin biçimini değil işlevini sorar.

  • Yetenek için can ve could ile be able to kullanılır; "Researchers can analyse thousands of samples a day."
  • Olasılık için may, might ve could kullanılır; üçü de "olabilir" der, ama may biraz daha güçlüdür.
  • Kesin çıkarım için olumluda must, olumsuzda can't ya da couldn't kullanılır.
  • Zorunluluk için must, have to ve need to kullanılır.
  • Tavsiye için should, ought to ve had better kullanılır.
  • Tercih için would rather kullanılır.

Üç kural tüm kipler için aynıdır. Kipten sonra yalın fiil gelir, to gelmez (ought to ve yarı kipler hariç). Üçüncü tekil kişide -s almaz. Olumsuz için kipin sonuna not eklenir, do/does gerekmez. Kipin zamanı yoksa be able to gibi eşdeğerler devreye girer: "The new method will be able to detect the disease earlier." Türkçesi: yeni yöntem hastalığı daha erken saptayabilecek. Gelecekte can yerine will be able to gelir.

Olasılıkta basit bir örnek: "The results may change if the sample size increases." Türkçesi: örneklem büyürse sonuçlar değişebilir. Burada may yerine might de yazılabilir, anlam hafifçe zayıflar. Olasılık derecesi arasındaki bu ince fark nadiren belirleyicidir; çoğu soruda ayıran şey kipin işlevidir.

Çıkarımda yön önemlidir. "She has been awake for thirty hours, so she must be exhausted." Türkçesi: otuz saattir uyanık, yorgun olmalı. Burada must kesin çıkarımdır, zorunluluk değil. Ters yönü olumsuzda kurarsın: "He can't be the author; he was abroad at the time." Türkçesi: yazar o olamaz, o sırada yurtdışındaydı. Olumsuz çıkarımda mustn't değil can't ya da couldn't gelir.

Şimdiki zamanda süren bir eylem hakkında çıkarım yapıyorsan kip + be + V-ing kalıbı gelir: "The lights are on, so someone must be working late." Türkçesi: ışıklar yanıyor, demek ki biri geç saate kadar çalışıyor. Geçmişte sürmüş bir eylem için must have been working olur. Kalıbın parçalarını tanı: kip, be, V-ing; bu üçlü şıklarda bölünmüş hâlde de verilebilir.